SON DAKİKA

Replikler
24 Nisan 2026 - 13:09 'de eklendi ve 2 kez görüntülendi.

İmamın Kızının Anlatılmayan Sözleri

Sınıf arkadaşlarım, bana “sadece imamın kızı” olduğumu hatırlatarak sürekli alay ederlerdi. Yıllarca buna aldırmadım, görmezden geldim. Ama mezuniyet günü, son bir kez daha bunu yaptıklarında, susmamayı ve aslında çoktan söylemem gereken şeyleri sonunda dile getirmeyi tercih ettim.

Henüz bir bebekken, rüzgarın savurduğu sarı bir battaniyeye sarılı olarak caminin merdivenlerine bırakılmıştım. Babam Yusuf, hikâyemin bu kısmını bana hep nazikçe anlatırdı; bir hata ya da eksiklik gibi değil, sadece hayatın bir parçası olarak.

“Sevgi, seni bulduğu ilk yere bırakmıştı,” derdi ve her gün bunun doğru olduğunu hissediyordum.

Çocukken, caminin merdivenlerinde terk edilmiş bir bebek olarak başladım hayata.

O yıllarda babam, küçük caminin imamıydı ve hâlâ da öyle. Evrak işleri tamamlanmadan önce bile, her şekilde babam olmuştu.

Beni büyüttü, karnelerimi imzaladı, saçlarımı düzgün ayırmayı öğrendi ve her koro konserimde, başrolde olmasam da bana olan ilgisiyle katlanır sandalyede oturup beni izlerdi.

Sekizinci sınıfa geldiğimde, herkesin bana taktığı bazı isimler vardı.

“Bayan Kusursuz”, “Cici Zeynep”, “Hoca Kızı”.

Hep bana eğlenip eğlenmediğimi ya da sadece evde durup durmadığımı sorarlardı. Ben sadece gülümseyip omuz silker, yoluma devam ederdim; çünkü babam bana hep böyle davranmamı öğretmişti.

Sekizinci sınıfa geçtiğimde, çocukların benim için seçtiği isimler belliydi.

“İnsanlar, bildiklerini söylerler,” derdi babam sıkça. “Sen ise sana verilenle karşılık verirsin.”

Bu sözler evde oldukça anlamlıydı ama kalabalık bir okul koridorunda bunu hayata geçirmek çok daha zordu.

Bazı öğleden sonraları eve geldiğimde, insanların söylediklerini bir çakıl taşı gibi cebimde taşıdım; küçük ama yükü ağır. Babam mutfakta çorba hazırlarken veya Çarşamba vaazı için gömleğini ütülerken, yüzüme bir bakar ve her şeyin farkına varırdı.

devamı sonraki sayfada…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA