SON DAKİKA

Replikler

Alo Emre Çabuk Gel

Alo Emre Çabuk Gel
Bu haber 12 Şubat 2026 - 13:12 'de eklendi ve 96 kez görüntülendi.

Emre, Ayşe’nin aramasını bir kez daha gördüğünde artık kaçamayacağını anladı. İçinde yükselen huzursuzluk, iş toplantılarından ve bahanelerden daha güçlüydü. Ceketini aldı, kimseye açıklama yapmadan ofisten çıktı. Araba kullanırken elleri direksiyonda titriyordu. “Keşke sabah hemen gitseydim…” düşüncesi zihninden çıkmıyordu.

Apartmanın önüne geldiğinde ambulansı gördü. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Merdivenleri koşarak çıktı. Kapı açıktı. İçeride iki sağlık görevlisi sessizce konuşuyordu. Fatma yatağın yanında oturuyordu. Mehmet, duvara dönük, hareketsiz yatıyordu.

Emre birkaç adım atıp babasının yüzüne baktı. Sanki birazdan uyanacak gibiydi. Elini tuttu. Soğuktu.

— Baba… — diye fısıldadı. — Affet beni.

Fatma başını yavaşça kaldırdı. Gözleri doluydu ama içinde sitem yoktu. Yalnızca derin bir yorgunluk vardı.

Kısa süre sonra Ayşe de geldi. Saçları aceleyle toplanmış, yüzündeki makyaj akmıştı. Babasını o halde görünce sessizce ağlamaya başladı. Zeynep Hollanda’dan arayıp ilk uçakla geleceğini söyledi.

O akşam ev ağır bir sessizliğe büründü. Sağlık görevlileri gittikten sonra Emre bütün telefonları kendisi yaptı. Cenaze işlemleri, resmi belgeler, camiyle görüşme… Daha önce bu tür sorumluluklardan kaçınan Emre, bu kez geri adım atmadı.

Cenaze günü Fatma siyah bir başörtüsüyle, tekerlekli sandalyesinde sessizce oturdu. Mehmet toprağa verilirken dudakları titredi.

— Beni hiç yalnız bırakmadın… — diye mırıldandı.

Eve dönüldüğünde kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Akşam olduğunda sadece Emre, Ayşe, Zeynep ve Fatma kalmıştı. Salonda, Mehmet’in yıllarca baktığı yeşil bitkiler duruyordu. Balkon kapısı hafif aralıktı.

Ayşe sessizliği bozdu.

— Annemizi burada tek başına bırakamayız.

Zeynep başını salladı.

— Kesinlikle.

Ayşe tereddüt ederek ekledi:

— Belki bir bakım evi…

Emre hemen karşılık verdi.

— Babam bütün hayatını annem burada kalabilsin diye adadı. Onu bir haftada oraya gönderemeyiz.

— Ama sen sürekli çalışıyorsun — dedi Ayşe.

Emre derin bir nefes aldı.

— Profesyonel bir bakıcı tutacağız. Tam zamanlı. Ben her akşam geleceğim. Hafta sonları da burada olacağım. Masrafları birlikte karşılarız.

Zeynep hemen konuştu.

— Ben birkaç ay burada kalabilirim. Uzaktan çalışabiliyorum. İlk düzeni ben kurarım.

Ayşe gözlerini yere indirdi.

— Ben de daha sık geleceğim. Bazı davetleri iptal ederim. Artık önceliklerimi değiştirmem gerekiyor.

Fatma onları dinliyordu. Gözlerinden yaşlar süzüldü ama bu kez içinde hafif bir umut vardı.

Birkaç hafta içinde eve bakıcı olarak Meryem geldi. Sakin, sabırlı bir kadındı. Fatma başlangıçta çekingen davransa da zamanla ona alıştı.

Emre sözünü tuttu. Her akşam iş çıkışı uğradı. Bazen yorgun, bazen sessiz ama hep oradaydı. Bitkileri suladı, babasının yaptığı küçük tamiratları kontrol etti. Balkonun kapısını açıp evi havalandırdı.

Bir yaz akşamı Emre annesini tekerlekli sandalyesiyle balkona çıkardı. Yedinci kattan şehrin ışıkları parlıyordu. Mehmet’in yıllarca yaptığı gibi sandalyenin arkasında durdu.

— Güzel değil mi? — diye sordu.

Fatma hafifçe gülümsedi.

— Evet… Aynı eskisi gibi.

Emre o an çocukluğunu hatırladı. Babasının elini omzuna koyup şehir ışıklarını gösterdiği geceleri. Mehmet bir keresinde ona, “Aile sorumluluk değil, tercihtir. Her gün yeniden seçersin,” demişti.

O zaman bu sözleri anlamamıştı. Şimdi anlıyordu.

İçeri döndüğünde Fatma ona baktı.

— Baban seninle gurur duyardı.

Emre başını eğdi.

— Ben hep kaçtım, anne. Yaşlılıktan, hastalıktan korktum.

Fatma yumuşak bir sesle cevap verdi.

— Korkmak normaldir. Ama sevgi korkudan daha güçlüdür.

Bu sözler Emre’nin içinde yankılandı.

Zamanla ev yeniden canlandı. Zeynep bilgisayarıyla salonda çalıştı, Ayşe ev yapımı yemekler getirdi ve artık acele etmeden oturdu. Emre hafta sonları küçük tamiratlar yaptı, babasının yarım bıraktığı işleri tamamladı.

Elif başlangıçta Emre’nin bu kadar zaman ayırmasına karşı çıktı. Ama onun değiştiğini gördü. Artık kaçmıyordu. Sorumluluğu ertelemiyordu.

Bazen zor günler oldu. Yorgunluk, küçük tartışmalar… Ama her defasında duvardaki Mehmet fotoğrafına bakıp susmayı bildiler.

Bir gece Emre yine balkonda durdu. Şehir sessizdi. İçinde bir pişmanlık vardı ama aynı zamanda bir kararlılık da.

Geçmişi değiştiremezdi. Sabahki telefon konuşmasını geri alamazdı. Ama bugünü farklı yaşayabilirdi.

O gece eve dönmedi. Annesinin yanında kaldı. Fatma uykuya dalarken elini tuttu.

Evde artık Mehmet yoktu. Ama onun sevgisi, emeği ve sabrı her köşede hissediliyordu.

Emre ilk kez gerçekten kalmayı seçmişti.

Ve bazen geç de olsa verilen doğru karar, insanın içindeki en büyük yükü hafifletirdi.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA