14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Tam o sırada, otobüsün arka tarafında yolculuğun başından beri sessizce oturan, eski kasketli ve sade kıyafetli yaşlı bir adam yavaşça yerinden kalktı. Adı Kerem’di. Ağır ama kendinden emin adımlarla kalabalığın arasından ilerleyip gençlerin bulunduğu yere geldi. Önce büyük bir nezaketle Selma’nın koluna girdi, onu boşalan başka bir koltuğa götürüp güvenle oturmasını sağladı. Sonra dönüp o üç kibirli gencin karşısında durdu.
Gençler, karşılarındaki yaşlı adama küçümseyerek baktı. İçlerinden biri alaycı bir tavırla, “Ne oldu amca, şimdi bize nasihat mi edeceksin?” dedi. Kerem ise hiç sinirlenmedi. Yüzünde sakin ama derin bir ifade vardı. Ceketinin iç cebinden şık bir kartvizitlik çıkardı, içinden bir kart alıp az önce konuşan gencin cebine koydu.
“Size nasihat vermeyeceğim,” dedi ağır ve güçlü bir sesle. “Çünkü insanlık sonradan öğretilen bir şey değildir. Ya insanın içinde vardır ya da hiç yoktur. Sadece pazartesi günü büyük bir heyecanla gitmeyi düşündüğünüz Karahanlı Şirketler Grubu’na vardığınızda, insan kaynaklarına bu kartı göstermeyi unutmayın.”
Genç adam alayla kartı cebinden çıkarıp baktı. Ama üzerindeki ismi okuduğu an yüzündeki ifade bir anda değişti. Gözleri büyüdü, rengi soldu, eli titremeye başladı. Kartı arkadaşlarına uzattığında onların da yüzü bir anda düştü. Kartta şu yazıyordu:
Kerem Karahanlı – Karahanlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı
Az önce küçümsedikleri, “amca” diye hafife aldıkları adam, girmeyi hayal ettikleri o büyük şirketin sahibiydi.
Kerem, onların şaşkınlık ve korkuyla küçülmüş yüzlerine son kez baktı. Sesini hiç yükseltmeden, ama son derece net bir şekilde konuştu:
“Pazartesi günü o şirkete gelmenize gerek yok. Çünkü benim kurduğum yerde yalnızca zeki ya da diplomalı insanlar değil, önce insan olmayı bilenler yer bulur. Bir anneye saygı göstermeyen, merhamet nedir bilmeyen kişilerin ne şirketime ne de topluma faydası olur. Siz o koltukta oturmayı seçtiğiniz anda kendi geleceğinizi de kaybettiniz.”
Otobüs bir sonraki durakta yavaşça durduğunda Kerem kapıya yöneldi. Sessizce araçtan indi. Geriye ise, küçücük bir vicdan sınavında kaybedip hayatlarının en büyük fırsatını kendi elleriyle yok eden, utanç içinde susup kalmış üç genç kaldı.
Çünkü hayat, insanın karakterini çoğu zaman en sıradan görünen anlarda tartan en adil terazidir.