SON DAKİKA

Replikler
05 Mart 2026 - 19:04 'de eklendi ve 186 kez görüntülendi.

Sadakatsiz koca

Belki uğramışlardır diye kendimi kandırdım. Belki mutfaktaydılar. Koridorun ucundan sızan loş ışık dışında evin içi karanlıktı. Yatak odasının kapısı neredeyse tamamen kapalıydı. Kalbim göğsümü yumrukluyor, parmak uçlarım uyuşuyordu. Kapıyı usulca ittim.

Zaman mucizevi şekilde durmadı. Ağır ağır bile akmadı. Normal hızında devam etti… ve bence en acı olan da buydu.

Kübra şifonyerin kenarına yaslanmıştı. Saçları darmadağındı, üstü başı toparlanmamış; gömleği açık, yüzü donuktu. Murat yatağın yanında telaşla pantolonunu yukarı çekmeye çalışıyordu. İkisi de aynı anda başını çevirip bana baktı. O an odanın içinde bir sessizlik çöktü; sanki nefes almak bile yasaktı.

En sonunda Murat ağzını açtı:
“Meral… erken geldin.”

Kübra’nın yüzü sapsarı kesildi. Ben ise hiçbir şey söylemeden geri döndüm. Fırından aldığım kutuyu gidip şifonyerin üstüne bıraktım. Sadece tek bir kelime döküldü ağzımdan:
“Vay…” dedim. “Aile bağlarını epey ileri taşımışsınız.”

Ve çıktım.

Ne bağırdım, ne ağladım, ne de bir şey fırlattım. Sadece… gittim. Arabaya oturdum. Anahtarı kontağa takmak bile üç denememi aldı. Sonra sürdüm. Telefonum susmadı; Murat aradı, Kübra aradı, annem aradı…

Ben Hande’yi aradım.
“Onları yakaladım,” dedim. “Kübra’yla… bizim yatakta.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Konum at. Sakın kıpırdama,” dedi.

Yirmi dakika sonra yan koltukta oturuyordu.
“Ne gördün, en küçük ayrıntısına kadar anlat,” dedi.
Anlattım.

“Bu gece eve dönmüyorsun,” dedi net bir sesle.

O gece Murat kapıya dayandı.
“Konuşabilir miyiz?” dedi.
“Konuş,” dedim.
“Gördüğün gibi değil…”
Güldüm.
“Yani yarı çıplak değildin öyle mi?”
“Her şey karıştı,” dedi. “Ameliyattan sonra zorlandım. Kübra destek oluyordu.”
“Nasıl bir destek? Gömleği açık şekilde mi?”
“Kontrolüm dışında gelişti,” diye mırıldandı.

“Ne zamandır?” dedim.
Sustu. Gözünü kaçırdı.
“Noel’den beri…” dedi sonunda.

Mideme bir dalga gibi acı yükseldi.
“Defol,” dedim. “Bundan sonra avukatımla konuşursun.”

Ertesi sabah boşanma avukatını aradım. Ayrılık süreci başladı. Murat bir daireye geçti, ben çocuklarla evde kaldım.
“Bu sizin suçunuz değil,” dedim çocuklara.

Murat durmadan mesaj attı:
“Hata yaptım. Kübra’yı hayatımdan çıkarırım. Düzeltelim.”
Hayır… bazı şeyler “düzeltilmez”.

Bir süre sonra olaylar tuhaf bir yöne evrildi. Önce ufak söylentiler çıktı. Sonra Murat’ın şirketiyle ilgili bir soruşturma konuşulmaya başlandı. Ardından avukatım aradı:
“Adı mali usulsüzlük dosyasında geçiyor,” dedi.
Gözlerim büyüdü.
“Şaka yapıyorsun.”
“Maalesef çok ciddi. Ve velayet açısından bizim lehimize olabilir.”

Bir an güldüm… sonra ağladım. Hayatın garip bir adalet terazisi var demek ki.

Kübra, bilinmeyen bir numaradan mesaj attı:
“Yasadışı olduğunu bilmiyordum. Vergi işi sanmıştım. Konuşabilir miyiz?”
Engelledim. Artık benim derdim değildi.

Nakil kontrolüne gittiğimde doktor gülümsedi:
“Kalan böbreğiniz mükemmel çalışıyor.”
Ben de acı bir tebessümle,
“En azından benden kalan bir parça düzenini bulmuş,” dedim.

“Bağış yaptığınız için pişman mısınız?” diye sordu.
“Yaptığımdan değil,” dedim. “Onu hak etmeyen kişiden pişmanım.”

Altı ay sonra asıl darbeyi değil, asıl “tamamlanmayı” yaşadım. Hande bir haber linki gönderdi:
Başlık: “Yerel iş insanı zimmet suçlamasıyla tutuklandı.”
Ekranda Murat’ın sabıka fotoğrafı vardı. Daha çökmüş, daha yaşlı, daha küçülmüş görünüyordu.

Boşanma, tutuklanmadan birkaç hafta sonra kesinleşti. Ev bende kaldı. Birincil velayet bende kaldı. Maddi güvence bende kaldı. Hakim “Boşanma onaylandı” dediğinde, içimde sanki bir organ daha sökülmüş gibi hissettim. Ama bu kez acının içinde hafif bir özgürlük de vardı.

Hâlâ bazı geceler her şey gözümde yeniden canlanıyor: hastane odaları, verilen sözler, mum ışıkları, o kapı… Ama artık daha az ağlıyorum.

Çocuklarımı bahçede oynarken izliyorum. Sol yanımdaki o izime dokunuyorum. Doktorun “Böbreğiniz harika çalışıyor” deyişini hatırlıyorum.

Ben sadece onun hayatını kurtarmadım; kendimin nasıl biri olduğumu da ortaya koydum. O da kim olmayı seçtiğini gösterdi.

“Karma nedir?” diye soranlara sabıka fotoğrafını göstermiyorum. Şunu söylüyorum:
Karma; sağlığımı, çocuklarımı ve onurumu alıp dimdik yürüyerek çıkmamdır.

Ben bir eş ve bir kardeş kaybettim. O ise mahkeme salonunda paranın nereye gittiğini açıklamaya çalışıyor.
Meğer ikisi olmadan ben daha iyiymişim.

Peki siz olsanız, bu hikâyedeki herhangi birine ne söylerdiniz? Yorumlarda konuşalım.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA