14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
“Buraya neden geldin?” diye sordum; asıl çekindiğim yanıt buydu. Elif, çantasından zamana yenik düşmüş, sararmış bir zarf çıkarırken, “Sana bir şey getirmem gerekiyordu,” dedi. Annesinin vefatından sonra babasının çekmecesinde bulduğu bu zarfla, düğün davetiyesini görene dek yüzleşemediğini anlattı.
Zarfın içinden çıkan eski fotoğraf karesinde, on altı yaşındaki örgülü saçlarımla ben ve bana hayranlıkla bakan Serhat vardık. Fotoğrafın arkasındaki el yazısı, bir kadının kırılmış kalbinin izlerini taşıyordu: “Benden önceki aşk. Hiç unutamadığı.”
Elif, annesinin bu gerçeği bilerek bir ömür geçirdiğini ve ölmeden önce, “Baban bir gün geçmişine dönecek ama o geçmiş artık sandığı kadar masum olmayacak,” dediğini fısıldadı. O an gözlerim Serhat’a takıldı; kalabalığın içinden bana bakıyor, sevgiyle el sallıyordu. Elif, niyetinin beni kırmak olmadığını, sadece Serhat’ın geçmişiyle dürüstçe yüzleşmeden kurduğu bu yeni hayatın bir gün beni de yaralamasından korktuğunu söyledi.
Rüzgarın uğultusunda, yetmiş bir yıllık ömrümün tüm kayıplarını ve acılarını düşündüm. Hayat bana insanların kusurlarla dolu olduğunu, sevginin ise geçmişi yok etmediğini ama onu kabullenmeyi sağladığını öğretmişti. Elif’in elini sıkıca tutup minnetle teşekkür ettim. “Ne yapacaksın?” diye sorduğunda, cevabım netti: “Onunla konuşacağım ancak bundan sonrası tamamen benim tercihim.”
İçeriye, müziğin ve ışıkların altına geri döndüm. Serhat yanıma gelip gözlerimdeki o derin sarsıntıyı fark ettiğinde, yüzündeki o neşeli ifade yerini endişeye bıraktı. “Bir sorun mu var?” diye fısıldadı.
“Evet,” diye karşılık verdim, “ancak bu mevzuyu açmanın zamanı bu gece değil.” Elini sıkıca kavradım ve ekledim: “Kurduğumuz bu yuva, gerçeklerden kaçış limanımız olmayacak; aksine onlarla göğüs göğüse gelme yerimiz olacak. Tabii sen de bu cesareti kendinde bulabiliyorsan.”
Göz pınarları dolarken başıyla onayladı beni. O an gerçeği tüm çıplaklığıyla kavradım: Aşk, toz pembe ve hatasız bir hikaye değildi. Aksine; geç kalmış bile olsa, dürüstlük ve cesaret gerektiren çetin bir yolculuktu. Ve ben, bu yola tüm gerçekleri bilerek, gözlerimi bir an bile kırpmadan devam etmeyi tercih etmiştim.