SON DAKİKA

Replikler
09 Mayıs 2026 - 12:47 'de eklendi ve 1 kez görüntülendi.

Pirzola mı, Şeref mi? Aile Arasında Madalya Savaş

Alevlerin İçindeki Onur: Bir Annenin Sabır Eşiği

Kalabalık bir aile buluşmasının ortasında, ömrümü adadığım Gümüş Liyakat Madalyamın kor gibi yanan kömürlerin içine fırlatılışını dehşetle izledim. Gümüş yıldız alevlerin arasında kaybolurken, sekiz yaşındaki oğlum Ali’nin çığlığı sessizliği yardı: “Lale Hala onu annemin çantasından çaldı!” Cevap, küçük bir çocuğun yüzünde patlayan sert bir tokat oldu. “Sesini kes, seni küçük ukala!”

Oğlum darbenin şiddetiyle yere savrulup hareketsiz kaldığında, içimdeki tüm bağlar koptu. Lale ise yüzündeki o küçümseyici gülümsemeyle, “Bu sahte kahramanlık tiyatrolarından artık gına geldi. Bu ancak başarısızlığın nişanı olabilir,” diyerek zehrini akıtmaya devam etti. Hiç tereddüt etmeden telefonuma sarılıp polisi aradım. Kendi babası diz çöküp şikayetçi olmamam için yalvarırken bile Lale, o kibirli kahkahalarını savurmaya devam ediyordu. Arka bahçeyi ağır bir duman, et kokusu ve ucuz parfümün baygın aroması sarmıştı. 30 Ağustos Zafer Bayramı’ydı; koca bir millet hürriyeti kutlarken, ben öz ağabeyimin evinde ruhu prangalanmış bir yabancı gibi duruyordum.

Görünmezliğin Bedeli

Ben Leyla Demir. Misafirler için ben sadece Erkan’ın kız kardeşiydim; sığıntı gibi yaşayan, köşesinde sessizce bekleyen, o “beş parasız ve talihsiz” kadın. İnsanların ya acıyarak ya da alay ederek baktığı o gölgeydim. Erkan içeride maç keyfi yaparken, ızgaranın başında köfteleri çevirmek bana düşmüştü. Aramızdaki o sessiz ve adaletsiz anlaşma gereği; kalacak bir yer karşılığında “görünmez” olmayı kabul etmiştim.

Sessiz Fırtınanın Kopuşu

“Hey, sığıntılara mola hakkı tanınmadı!” Lale’nin o keskin sesi kulaklarımı tırmaladı. Kariyerimi mahvettiğim gibi yemeği de mahvetmemem üzerine attığı o bayat nutuk, etrafta çirkin bir kahkahaya sebep oldu. Onların sözlerini değil, masada başını eğmiş, kuralları bozmamaya çalışan oğlum Ali’yi önemsiyordum. Ancak Lale, çantamı karıştırıp o küçük kadife kutuyu çıkardığında göğsüm daraldı.

Güneş ışığı gümüş madalyaya çarpıp parladığında tüm sohbet bıçak gibi kesildi. Lale, kutunun içindeki hatırayı bir aksesuar gibi sallayarak, “Bunu bir yerden satın almış olmalı, hak etmiş olmasına imkan yok,” diyerek sırıttı. “Onu geri ver,” dedim, sesimdeki fırtınayı bastırmaya çalışarak. “O madalya, geri dönemeyen silah arkadaşlarımın onurunu taşıyor!”

“Sadece bir yalanı temsil ediyor,” diye tersledi ve ben daha hamle yapamadan madalyayı harlı ateşin içine fırlattı. Önce şeritleri tutuştu, dumanlar çıkararak kıvrıldı; ardından o gümüş yıldız kömürlerin kara karanlığına gömüldü. O an zaman durdu, dünya sustu ve içimdeki asker, annelik korumasıyla birleşerek son sözünü söyledi.

devamı sonraki sayfada…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA