14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Geleceğimi kurduğumu sanıyordum, ta ki bir gerçekle her şey alt üst olana kadar. O an, hayatımın ne kadar plansız olduğunu fark ettim; çünkü her şey, beklediğimden çok farklı bir şekilde gelişti.
Benim adım Nihat. Yirmi yaşımdayken, doktorlar bana hiç duymak istemediğim bir gerçeği söylediler. Genetik bir hastalık taşıyordum ve bu hastalık, çocuğuma geçerse onun hayatını zorlaştırabilirdi. Başımı salladım ama aslında ne olduğunu tam olarak anlamamıştım. Tek düşündüğüm, henüz var olmayan birine zarar verme ihtimalimdi.
Bu yüzden acele bir karar aldım. Baba olmak her zaman istediğim bir şeydi, ama o dönemde çocuk sahibi olamayacağımı garanti altına almak için bir ameliyat oldum. O zamanlar, bunun mantıklı bir seçim olduğuna kendimi inandırdım. Sonra, bu konuyu kafamdan çıkardım ve “Bir gün bunun sonuçlarıyla yüzleşirim” diye düşündüm.
Sonra hayatıma Selin girdi. Gerçeği ona anlatmadım. Bir sır olarak sakladım, doğru zamanı bekledim.
Üç yıl sonra, nişanlandık ve birlikte bir hayat kurduk; ortak alışkanlıklar, ortak bir ev, ortak planlar… Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibiydi. Ama bir akşam, yüzünde parlayan bir gülümseme ile içeri girdi.
“Sana bir haberim var,” dedi. “On haftalık hamileyim!”
Bu sözler bana o kadar sert çarptı ki, sarsılmamak için bir sandalyeye tutundum. Gülümsedim ama içimde her şey paramparça olmuştu. O, çocuk sahibi olamayacağımı bilmiyordu. Bu da tek bir anlam taşıyordu: Eğer hamileyse, bebek benden değildi.
Yine de ona gülümsedim ve “Bu harika,” dedim. “Kutlamalıyız.” Güle oynaya bana sarıldı. Ben de onunla sarıldım, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Ama içinde bir şeyler eksikti.
On hafta.
Çünkü tam on hafta önce… biz darmadağın olmuştuk. İlişkimizin en kötü kavgasını etmiştik. Sesler yükselmiş, ağır sözler söylenmişti. O, yüzüğünü çıkarıp atmış ve “Sakın beni arama” diyerek gitmişti.
Neredeyse iki ay boyunca hiçbir iletişimimiz olmadı. Ne bir mesaj, ne de bir arama. Sonra birden geri geldi. Her şeyi düzeltmek istediğini söyledi. Kabul ettim. Şimdi ise mutfağımızda, hamile olduğunu söylüyordu; ama takvimdeki tarihler asla uyuşmuyordu.
devamı sonraki sayfada…