SON DAKİKA

Replikler
03 Nisan 2026 - 15:46 'de eklendi ve 111 kez görüntülendi.

Türkiye’den dikkat çeken adım

İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan abluka ihtimali, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret dengelerini yeniden şekillendirirken bölgede iki büyük proje öne çıktı. İsrail’in desteklediği IMEC girişimi ile Türkiye’nin Kalkınma Yolu Projesi arasındaki rekabet, askeri boyutu aşarak ekonomik ve jeopolitik bir mücadeleye dönüştü.

İsrail basınında yer alan değerlendirmeler, Ankara’nın son dönemde attığı diplomatik ve ekonomik adımların Tel Aviv’de “denklem dışında kalma” kaygısını artırdığını ortaya koydu. Maariv gazetesine göre, Türkiye ile Suriye’nin, İsrail’in Avrupa’ya açılan başlıca geçiş noktası haline gelmesini önlemeye yönelik ortak bir strateji izlediği öne sürüldü. İsrail ordusunda görev yapmış emekli Yarbay Amit Yagur da, Türkiye öncülüğündeki blokun İsrail’i bölgesel denklemin dışında bırakmaya çalıştığını savunarak, bu yaklaşımın arkasında güçlü bir jeopolitik hesap bulunduğunu ifade etti.

Asya ile Avrupa arasında kara yolu üzerinden kurulacak yeni ticaret hatlarının, Süveyş Kanalı ve Babu’l Mendeb gibi deniz geçişlerine olan bağımlılığı azaltabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu yeni güzergahlar, taşıma sürelerini yaklaşık üçte bir oranında kısaltma potansiyeline sahip. İran’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlikler de bu projeleri teorik bir plan olmaktan çıkarıp acil bir ihtiyaç haline getirdi.

İsrail’in dahil olduğu IMEC projesi, Eylül 2023’te Hindistan’daki G20 Zirvesi’nde duyurulmuştu. ABD, Hindistan ve Suudi Arabistan’ın destek verdiği bu plan, Hindistan’dan çıkan ürünlerin Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün üzerinden İsrail’in Hayfa Limanı’na, oradan da Avrupa’ya ulaştırılmasını öngörüyor. Yaklaşık 2 bin kilometrelik kara hattının, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan taşımacılığa kıyasla mesafeyi yaklaşık 4 bin kilometre kısalttığı ifade ediliyor. Şubat 2026’da Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin ABD ziyareti sonrası proje yeniden ivme kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump da bu güzergahı “tarihin en büyük ticaret yollarından biri” olarak nitelendirdi.

Türkiye ise buna alternatif olarak Kalkınma Yolu Projesi’ni hayata geçiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğündeki bu girişim, Irak’ın güneyindeki El-Faw Limanı’nı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefliyor. Yaklaşık 1200 kilometrelik koridor için Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında mutabakat sağlandı. Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, projeye yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım öngörüldüğünü açıkladı. Türkiye’nin demiryolu ağıyla entegre edilmesi planlanan sistem sayesinde, Basra Körfezi’nden Avrupa’ya yüksek hızlı tren bağlantısıyla kesintisiz ulaşım sağlanması amaçlanıyor.

Suriye’de Aralık 2024’te yaşanan siyasi değişim de Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki kara taşımacılığının yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Türkiye’nin Suriye ve Ürdün üzerinden Körfez’e uzanan yeni bir ticaret hattı kurma planı, bölgedeki ekonomik dengeleri yeniden hareketlendirdi. Suriye yönetimi de olası bir Hürmüz ya da Kızıldeniz krizinde ülkenin stratejik konumu sayesinde alternatif bir lojistik merkez haline gelebileceğini açıkladı.

Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndan her gün yaklaşık 21 milyon varil petrol geçtiğine ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümünün bu hatta bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Bu bölgede yaşanabilecek bir krizin, dünya ticaret akışını ciddi biçimde sekteye uğratabileceği ifade ediliyor. İsrailli uzmanlar ise Türkiye’nin öncülük ettiği yeni koridorun devreye girmesi halinde, İsrail’in bölgesel ekonomik ağırlığının zayıflayabileceği ve ülkenin milyarlarca dolarlık kayıp riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA