14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Manevi Bir Mirasın İzinde: Özal’dan Kalan Feraset
Rahmetli Turgut Özal’ın vefatının ardından yaşanan bir olay, maneviyat dünyasının ne kadar derin bağlarla örülü olduğunu kanıtlar niteliktedir. Oğlu Ahmet Özal anlatır: Babamın kabrinin yapımı sırasında yaşlı bir zatın, kimseden komut almadan mermer taşıdığını gördüm. Şaşırarak, “Haberimiz yokken neden yardım ediyorsunuz?” diye sorduğumda, “Babanın bize çok iyiliği dokundu,” cevabını aldım. Aynı yıl, Menzil’in büyük mürşidi Muhammed Raşid Erol Hazretleri Hakk’a yürüyünce anladım ki; o gün babamın mezarına taş taşıyan nur yüzlü ihtiyar bizzat kendisiydi. Velilere gönül verenlere, velilerin nasıl vefayla hizmet ettiğinin canlı bir şahidiydi bu tablo.
Özal’ın duruşu sadece gizli dünyasında değil, meydanlarda da aynı cesareti taşırdı. Mahmut Efendi Hazretleri ile iftar yapacağı vakit görevlilerin, “Efendim, içeriye arka kapıdan mı alalım?” sorusuna verdiği, “Önden alın evladım; millet gerçek bir adam görsün, varsın gazeteler çeksin!” cevabı, onun milletin kalbinde neden sarsılmaz bir taht kurduğunu özetler.
Bir Direniş Taktiği: Zor Zamanların Seccadesi
Özal’ın o meşhur namaz röportajını okumak, benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Ekonomik krizin kol gezdiği, iş yerlerinde ibadet baskısının tavan yaptığı bir dönemde güvenlik görevlisiydim. Bir arkadaşım namaz kıldığı için işinden edilirken, ben Özal’ın o zekice “tedbir” yöntemini rehber edindim. Cebimde taşıdığım temiz bir çöp poşeti benim seccadem oldu. Abdestimi daima hazır tutar, ezan vakti “Lavaboya gidiyorum” diyerek temizlik malzemelerinin olduğu o dar depoya sığınırdım. Allah’ın inayetiyle kimseye yakalanmadan, o zor günlerin çilesini ibadetle yoğurdum. Bugün ise huzurla, hatimlerle işimi yapabildiğim bir yerdeyim. Şükür ki, her güçlüğün ardında bir kolaylık varmış.
Rabbim bizi büyüklerin ve şehitlerin izinden ayırmasın. O karanlık baskı günlerini bir daha bu millete yaşatmasın. Mekânın cennet olsun ey büyük devlet adamı!
Zihnimde yankılanan bu duygular, üstadın o unutulmaz mısralarıyla son buluyor:
“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır…
Senden umut kesmem, kalbinde Merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili, Ey Sevgili…”