14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Birinci Hikâye: Suskunluğun İyileştirici Gücü
Doktorun tavsiyesi üzerine eve giden kadın, bir hafta sonra büyük bir heyecanla muayenehaneye geri dönmüş. Gözleri parlayarak doktora seslenmiş:
“Doktor Bey, gerçekten mucizeler yaratıyorsunuz! O verdiğiniz yöntem sanki sihirli bir değnek gibi. Ne zaman kocam sinirlense, hemen bardağı elime alıp suyu yudum yudum, ağır ağır içiyorum. İnanılmaz ama o an kocamın öfkesi bıçak gibi kesiliyor. Suyun bu kadar ruh dinlendirici, şifalı bir etkisi olacağını hiç tahmin etmezdim. Sırrı nedir bu suyun?”
Doktor, hafif bir tebessümle koltuğuna yaslanmış ve gerçeği açıklamış:
“Aslında içtiğiniz suyun kimyasal bir mucizesi yok hanımefendi. O suyun tek görevi, o esnada sizin ağzınızı meşgul ederek konuşmanıza engel olması.”
İkinci Hikâye: Çekmecedeki Sır ve Matematiksel Gerçek
Yıllar önce bir çift hayatlarını birleştirirken, damat gelininden sıra dışı bir söz almış: “Evimizdeki şu kilitli çekmeceyi ne olursa olsun asla kurcalamayacaksın. Bu bizim tek kuralımız olsun.” Kadın da bu gizemli teklifi kabul etmiş ve uzun yıllar sözünü tutmuş.
Ancak otuz yılın sonunda meraka yenik düşen kadın, gizlice bir anahtar uydurup o yasaklı çekmeceyi açmış. İçeride sadece 3 adet yumurta ve 750 dolar nakit para görünce şaşkına dönmüş. Akşam vicdan azabıyla durumu eşine anlatmış: “Sözümü bozdum ve o çekmeceye baktım. Ama gördüklerime bir anlam veremedim.”
Adam derin bir iç çekerek itiraf etmiş:
“Madem açtın anlatayım… Evliliğimiz boyunca seni her aldattığımda, oraya bir yumurta koydum.”
Kadın bir an duraksamış. Otuz yıllık evlilikte sadece üç hata… “Neredeyse kusursuz bir koca sayılır, bunu affedebilirim” diye içinden geçirmiş. Ama merakı bitmemiş:
“Peki ya o 750 dolar neyin nesi?”
Adam boynunu bükerek, acı gerçeği fısıldamış:
“Yumurtalar artık çekmeceye sığmamaya başlayınca, ben de onları satıp dolara çevirdim.”
Birinci Hikâye: Kimin Kulağı Ağır İşitiyor?
Eşinin işitme kaybı yaşadığından şüphelenen bir adam, endişeyle aile hekiminin kapısını çalar. Doktor, durumu bilimsel bir yöntemle test etmesini önerir: “Eve gittiğinde eşine 50 adım uzaklıktan bir soru sor. Yanıt alamazsan mesafeyi 40 adıma indir, sonra 30… Böylece işitme sınırını belirlemiş oluruz.”
Adam heyecanla eve gider ve bahçe kapısından içeri girerken tam 50 adım mesafeden seslenir:
— “Hayatım, akşam menüsünde ne var?”
Ses çıkmaz. 40 adıma yaklaşır, soruyu tekrarlar; yine sessizlik. 30, 20 derken mutfak kapısına kadar gelir ama bir türlü cevap alamaz. En sonunda eşinin hemen arkasına kadar sokulur, elini nazikçe omzuna koyar ve tekrar sorar:
— “Canım, akşam ne yiyoruz?”
Eşi, büyük bir bıkkınlıkla arkasına döner:
— “Beşinci kez söylüyorum bey, tavuk var, tavuk!”
İkinci Hikâye: Yanlış Adresten Gelen Talip
Kızının 30 yaşına merdiven dayamasına rağmen hâlâ bekar olmasına üzülen bir anne, çareyi yerel bir gazeteye ilan vermekte bulur. Kızının kimliğini gizli tutarak şu iddialı satırları yazdırır: “Göz alıcı bir güzelliğe sahip, oldukça varlıklı bir mirasın tek adayı olan genç hanım, hayatını birleştireceği beyefendiyi arıyor.”
İlanın yayımlanmasından birkaç gün sonra anne, büyük bir merakla kızının yanına koşar:
— “Kızım, mektuplar yağmaya başladı mı? Talibin çok mu?”
Kızı, elindeki tek zarfa bakarak mahcup bir şekilde cevap verir:
— “Sadece bir kişi yazmış anneciğim…”
Annesi şaşkınlıkla üstelemiş:
— “Hadi canım, sadece bir mi? Peki kimmiş bu şanslı kişi? Çabuk söyle bana!”
Kızı, zarfı arkasına saklayarak:
— “Söyleyemem anne, çok mahcup oluruz,” der.
Annesi iyice meraklanmış:
— “Kızım, bu parlak fikri sana ben verdim, benden mi saklayacaksın? Kimmiş o tek talip, kimden gelmiş bu mektup?”
Kızı başını öne eğip fısıldamış:
— “Babamdan…”
1. Gardırop Meselesi: Üç Kader Ortaklığı
Cennet ile cehennem arasındaki o ince çizgide, baş zebani üç adamı yan yana görünce kaşlarını çatmış ve sorguya başlamış: “Anlatın bakalım, buraya hangi yolun yolcusu olarak düştünüz?”
Birinci Adam: “Efendim, eve işten pestilim çıkmış halde döndüm. Baktım karım bütün gün yan gelip yatmış, bir kap yemek bile yok. Tam o sırada pencereden aşağı bakınca, birinin benim arabamı kurcaladığını gördüm. Öfkem beynime sıçradı! O hınçla odadaki koca gardırobu kucaklayıp adamın tepesine fırlatayım derken kalbim bu yükü kaldırmadı, küt diye gittim.”
İkinci Adam: “Benimki tam bir talihsizlik… Kayınvalideme gitmek için tam arabanın kapısına anahtarı taktım ki, meğer araba benim değilmiş. Ben daha ne olduğunu anlamadan, gökyüzünden bir gardırop üzerime indi. Gözümü açtığımda buradaydım.”
Üçüncü Adam: “Sayın yetkili, valla olayla hiçbir ilgim yok. Bildiğim tek şey, karanlık bir gardırobun içinde sakince oturuyordum; gerisini hatırlamıyorum!”
2. Erken Gelen İtiraf
Ağır bir hastalıkla boğuşan kadın, son anlarını yaşadığını hissedince kocasının elini tutmuş ve hüzünlü bir veda ricasında bulunmuş:
— “Canım eşim, senden tek bir söz istiyorum. Ben göçüp gittikten sonra, senden sonraki eşinin benim elbiselerimi giymesine asla izin verme.”
Adam karısının gözlerinin içine bakmış, teselli dolu bir sesle cevap vermiş:
— “Aman karıcığım, böyle karamsar konuşma! Birincisi, sen kapı gibi kadınsın, haftaya ayağa kalkarsın. İkincisi… Onun boyu seninkinden çok daha kısa, senin elbiselerin zaten ona olmaz.”
3. Golf Sahasında Son Görev
Bir grup arkadaş yeşil sahada keyifle golf oynarken, sahanın hemen yanındaki yoldan ağır adımlarla ilerleyen bir cenaze konvoyu geçmiş. Oyunculardan biri, elindeki sopayı bir kenara bırakmış; diz çökmüş, şapkasını çıkarmış ve elini kalbine koyarak sessizce dua etmeye başlamış.
Arkadaşı bu saygılı tavır karşısında oldukça duygulanmış:
— “Dostum, gerçekten asil bir adamsın. Bir yabancıya gösterdiğin bu derin saygı beni çok etkiledi,” demiş.
Adam başını hafifçe kaldırmış ve kederli bir ifadeyle cevap vermiş:
— “Tabii ki saygı göstereceğim dostum… Ne de olsa az buz değil, 38 senelik karımdı.”