14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Ne kadar isteseler de bir türlü erkek çocukları olmamıştı. Sekizinci kez hamile kalan kadın, bu defa bir oğlan dünyaya getirebilmek için dualar ediyordu. Peki o duaların ardından neler yaşandı, neler değişti…
Kocası bu konuda kadına sürekli baskı yapıyordu. Yedi kız babası olmak köyde dilden dile dolaşıyor, adam alaylara maruz kalıyordu. Köylülerin sözlerinden kurtulmanın tek yolunun bir erkek evlat sahibi olmak olduğuna inanıyordu.
Hemşire sonunda müjdeyi verdi: “Gözünüz aydın, erkek bebek!” dedi.
Kadın sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Çocuklarından birini hemen babasına haber vermesi için gönderdi. Köy kahvesinde oturan adam, oğlunun doğduğunu duyunca yerinde duramadı. Sevinçle ayağa fırlayıp, “Herkese çay benden! Oğlum oldu!” diye bağırdı. Ardından büyük bir heyecanla eve doğru koşmaya başladı.
Kadın henüz bebeğini görmemişti. Adam eve gelir gelmez heyecanla, “Nerede oğlum? Getirin onu bana!” diye sesleniyordu. Ebe, kundaklanmış bebeği getirip yavaşça açtı. O an hem anne hem baba donup kaldı. Bebeğin bir kolu ve bir bacağı yoktu, diğer kolu da yarımdı.
Adamın zihninden tek bir düşünce geçti: “Ben sağlıklı ve hayırlı bir evlat dilemedim, sadece erkek olsun istedim. Oysa cinsiyeti belirlemek ne eşimin ne de benim elimdeydi.” Bu durumu bir imtihan olarak gördü. Sanki hayat ona, “İşte istediğin erkek çocuk,” diyerek bir ders veriyordu.
O an anladı ki, insanın yaratılanı seçme ya da beğenme hakkı yoktu. Bir tırnak bile yaratmaya gücümüz yetmezken, bize verilen nimetleri küçümsemek ne kadar yanlıştı. Sahip olduklarımızın değerini bilmek gerektiğini o gün çok daha derinden kavradı.