14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Esra Erol’da “Şeriat” Polemiği: Siyaset Dünyası ve Kamuoyu Ayakta
ATV ekranlarında yayınlanan “Esra Erol’da” programında, hukuki ve dini bir kavram olan “şeriat” üzerine kurulan diyaloglar, toplumsal bir infiale yol açarak siyasi bir krize dönüştü. Yayındaki ifadelerin sosyal medyada yayılmasıyla birlikte, muhafazakar kanattan çok sert eleştiriler yükseldi.
Krizi Tetikleyen O An: “Burada Yok, Orta Doğu’da Var”
Programın bir bölümünde, bir konuğun adalete vurgu yapmak için kullandığı “Şeriatın kestiği parmak acımaz” sözüne karşılık sunucu Esra Erol, “Şeriat burada değil, Orta Doğu’da var” yanıtını verdi. Stüdyodaki alkışlarla desteklenen bu çıkış, dijital mecralarda “inançlara hakaret” ve “laiklik vurgusu” ekseninde büyük bir bölünmeye neden oldu.
Siyasi Liderlerden Peş Peşe Sert Çıkışlar
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Destici, sosyal medya üzerinden hem sunucuyu hem de kanal yönetimini hedef alarak şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
Kavramsal Savunma: “Şeriat; Kur’an’dır, İslam’dır ve adaletin ta kendisidir. Bu kavramı aşağılamak Müslüman Türk kimliğine saldırmaktır.”
Kanal Yönetimine Tepki: “İnancımızı alenen tahkir eden bir isim, devletten büyük destek gören bir kanalda nasıl hala mikrofon uzatılan biri olabiliyor?”
HÜDA PAR’dan “Reyting” Eleştirisi: Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, konuyu ahlaki erozyon üzerinden ele alarak; “Kutsallarımız reyting uğruna mı kurban ediliyor? Bu programın sonlandırılması ve toplumun değerlerine saldıranların ekrandan uzaklaştırılması için daha ne bekleniyor?” sorusunu sordu.
Toplumsal Kırılma: İki Farklı Bakış Açısı
Olay, kamuoyunu iki ana kampa ayırmış durumda:
Savunan Kesim: Erol’un sözlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal ve laik hukuk sistemine yapılmış haklı bir vurgu olarak nitelendiriyor.
Eleştiren Kesim: İfadenin tonunu ve bağlamını, İslam dininin kaidelerini küçümseyen ve “gericilikle” özdeşleştiren bir yaklaşım olarak görüp dini değerlere saldırı olarak kabul ediyor.
Özet: Bir atasözüyle başlayan tartışma; inanç, hukuk sistemi ve medya etiği ekseninde genişleyerek Türkiye’nin en sıcak gündem maddelerinden biri haline geldi.