14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Bazen güzel şeyler düşünerek mutlu başlarsınız güne. Temmuz sıcağını tepemizde hissetsek de beş yaşındaki oğlum ve ağabeyimle böyle bir günde evden iki bin km uzakta bir AVM’ye gelmiş, park edecek yer arıyorduk. Nihayet boş bir yer gördük. Park etmek için ilk hamlemi yapıyordum ki büyük şehrin uzmanlığını taşıyan biri hakkım olduğu halde benden önce boş yere daldı. Bir anda üzerimdeki bütün güzellik, içimdeki mutluluk kayboldu. Burnumdan soluyordum. Kızgındım artık. Arabadan inen kişiyi görünce bu kızgınlığım tavan yaptı. Üzerine bir şeyler iliştirilmiş kıyafetler, kıyafetlerden artan her boşluğu dövmelerle doluydu. İtici ve iğrenç görünüyordu. İçimden bütün kötülükleri akıttım. Oğlum olmasa belki kavga edecektim.
Doğunun küçük bir ilçesinden gelmiştim. Alışık değildim hayatı fırsata çevirip başkalarını ezenlerin muamelelerine. Ya sabır, deyip katlandım. Şanslı sayılırdık. Bizim park edeceğimiz yerin yanındaki araba alışverişini tamamlamış çıkıyordu. Ona yol verdikten sonra boşalan yere arabamı park ederek nihayet kızgınlığımızı hafiflettim. İndiğimde dövmeli adamın gitmediğini bizi beklediğini gördüm. O kaba görüntünün ardına saklanmış yumuşaklıkta bir tonla, “Çok özür dilerim. Biliyorum yer sizin hakkınızdı; ama eşim içeride acil gelmemi istedi. Korktum. Panik yaptım,” deyince bir anda üzerimizden büyük bir yük kalktı. Önyargılarımdan dolayı utanmaya, kendimi günahkâr hissetmeye başladım.
Silkindim. Kendimi toparlayıp cevap verecektim ki ağabeyim benden erken davrandı. “Canınız sağ olsun. Olur, böyle şeyler. Siz bir an evvel eşinize ulaşın,” dedi. Az önce kavga etmeyi, hakaretler savurmayı düşündüğümüz, giyim ve kuşamından dolayı yerden yere vurup karakter yoksunu saydığımız adam özünde iyi, saygılı biriymiş aslında. Tatlı dil ve istişarenin, sabrın ne kadar önemli olduğunu hayat öğretmişti.
Bizim önümüzde AVM girişinde sıraya girdi dövmeli adam. Ateşi ölçülürken ikinci güvenlikçi bizi maskesiz alamayacağını, söyledi. Akşama düğün vardı. Kıyafet almamız gerekiyordu. Çaresizdik. Güvenlikçinin bize söylediklerine istemeden de olsa kulak misafiri olmuştu dövmeli adam. O kibar sesiyle, “Gelin benimle. Fazla maske var arabamda,” dedi hiç düşünmeden. Önyargılı davranarak biz ona kendisini savunmak için hiç zaman tanımadan eleştirmişken o bize iyilik yapmak için hiç tereddüt etmemişti. Üstelik durumunun ne olduğunu tam olarak bilmediği eşi içeride onu beklerken. Adımlarımızı sıklaştırdık eşini de düşünerek.
Maskeliydik artık. Maskenin ardına sakladığımız, hayatı bize zehreden yüzümüzü de yanımızda taşıyarak nihayet AVM’ye girebildik. Siyahla beyaz gibi zıttır önyargıyla sabır. Hangisi kazanacak, derseniz sizin hangisini daha iyi besleyeceğinize bağlı.