14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Üçüncü sabah da değişen bir şey olmamış. Daha gün yeni başlarken kapı yine sert sert çalınmış.
Tak tak tak!
Tak tak tak!
Damat artık iyice öfkelenmiş. Yorganı üstünden atmış, saç baş dağılmış halde kapıya yürümüş ve hışımla açmış:
— “Anne, bu kadar da olmaz artık! Her sabah aynı şey! Biz daha yeni evlendik, insan biraz çekinir!”
Kaynana ise elinde oklava, başında yazmasıyla gayet sakin bir şekilde damada bakmış:
— “Çekinir insan tabii… ama açlık olunca utanma ikinci plana düşüyor evladım.”
Damat homurdanarak:
— “Madem acıkıyorsun, kalkıp kahvaltını kendin hazırlasana,” demiş.
Kaynana hiç istifini bozmadan kaşını kaldırmış:
— “Olmaz öyle şey.”
— “Neden olmasın?” diye sormuş damat.
Kaynana hafifçe gülümseyip cevap vermiş:
— “Ben kızımı everdim. Bundan sonra ben bu evde misafirim.”
Damat daha da şaşırmış:
— “İyi de anne, hangi misafir her sabah kapıya dayanır?”
Kaynana oklavayı kapının kenarına yaslayıp şöyle demiş:
— “Evladım, misafir arada bir gelir. Ben misafir değilim ki… Burası benim evim sayılır. Karnım ne zaman acıkırsa o zaman gelirim.”
Tam o sırada gelin, uykulu bir sesle içeriden seslenmiş:
— “Anne, bari biraz daha geç uyandırsan…”
Kaynana hemen dönüp cevap vermiş:
— “Kızım, ben dul kadınım… Saatle işim yok, midem ne derse o!”
Damat çaresizce içeri dönüp masaya oturmuş:
— “Peki anne… Ama yarın kapıyı çalma artık.”
Kaynana memnun olmuş gibi başını sallamış:
— “Tamam, o daha iyi.”
Damat merakla sormuş:
— “Nesi iyi?”
Kaynana bu kez daha da rahat bir tavırla cevap vermiş:
— “Çünkü yarından sonra kapıyı çalmam… Anahtarla girerim.”