14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
FETÖ’nün Balyoz ve Ergenekon kumpaslarının başlamasından kısa süre önce emekliye ayrılan ve bu sabah hayatını kaybeden Yaşar Büyükanıt’ın ardından, Türkiye siyasi tarihinde iz bırakan birçok olay yeniden hatırlanmaya başladı. 28 Ağustos 2006 ile 30 Ağustos 2008 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 25’inci Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Büyükanıt, özellikle 27 Nisan bildirisi ve Dolmabahçe görüşmesiyle hafızalara kazındı.
27 Nisan 2007 gecesi, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde saat 23.20’de yayımlanan açıklama, kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı. Laiklik konusundaki hassasiyetlere vurgu yapan bu metin, geniş kesimler tarafından “27 Nisan muhtırası” olarak anılmıştı. Yaşar Büyükanıt ise 2012 yılında TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na yaptığı değerlendirmede, bunun bir muhtıra olmadığını savunmuş ve metnin yalnızca laiklik konusundaki duyarlılığı ortaya koyduğunu söylemişti. Hatta bu konuda dönemin başbakanını da tanık göstererek açıklamasını desteklemişti.
Bu bildirinin hemen ardından, o dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile Yaşar Büyükanıt, 5 Mayıs 2007’de İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya geldi. Yaklaşık 135 dakika süren bu görüşme, ilerleyen yıllarda siyasi tarihin en çok konuşulan temaslarından biri haline geldi. Toplantının içeriği uzun süre kamuoyuna açıklanmazken, Büyükanıt bu buluşmanın devlet işleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söylemiş ve daha önce Bülent Ecevit ile Mesut Yılmaz gibi başbakanlarla da benzer görüşmeler yaptığını ifade etmişti.
Yıllar içinde Dolmabahçe buluşmasına ilişkin çok sayıda iddia ortaya atıldı. Bu konuda en dikkat çeken yorumlardan biri ise dönemin Başbakan Başdanışmanı Abdülkadir Özkan’dan geldi. Özkan, 2019 yılında yaptığı açıklamada, söz konusu görüşmede Yaşar Büyükanıt’ın FETÖ tehlikesine dikkat çektiğini öne sürdü.
Özkan’ın anlatımına göre, Büyükanıt o görüşmede devlet, emniyet, istihbarat ve ordu içinde örgütün ulaştığı tehlikeli düzeyi Erdoğan’a aktardı. Hatta bu nedenle, 2007 yılında örgütün devlet içinden tasfiye edilmesine yönelik bir sürecin başlatılmasının planlandığını ileri sürdü. Ancak bu görüşmeden yalnızca bir ay sonra Ümraniye’de bir gecekonduda mühimmat bulunması, ardından Poyrazköy baskını ve Ergenekon sürecinin başlamasıyla bambaşka bir kamuoyu oluşturulduğunu savundu.
Bu dönemde, ordunun darbe hazırlığında olduğu ve bu hazırlığın deşifre edildiği yönünde bir algı oluşturulduğunu söyleyen Özkan, sürecin bu şekilde yönlendirilerek Ergenekon operasyonlarına toplumsal destek sağlandığını iddia etti. Ona göre zamanla kuvvet komutanlarının tutuklanması ve İlker Başbuğ’un cezaevine gönderilmesiyle birlikte Erdoğan da olayların farklı bir noktaya sürüklendiğini fark etti. Özkan, bu nedenle ilerleyen yıllarda Erdoğan’ın Ergenekon sürecine ve Taraf gazetesine karşı daha eleştirel bir tutum takındığını, 2011 sonrasında ise dershaneler tartışması üzerinden örgütle açık bir mücadele sürecine girildiğini ifade etti.
Tüm bu gelişmelerin merkezinde yer alan Dolmabahçe görüşmesiyle ilgili Yaşar Büyükanıt’ın kullandığı “Benimle mezara gidecek” sözü ise, yıllar geçmesine rağmen Türkiye siyasetinin en büyük sırlarından biri olarak hafızalardaki yerini korudu.