SON DAKİKA

Replikler
19 Mart 2026 - 13:35 'de eklendi ve 1.037 kez görüntülendi.

Erdoğan’ın arkasında duran kişi kim?

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye’nin siyasi ve ekonomik geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Özdil, son gelişmelerin perde arkasını irdeleyerek Türkiye’nin dış politika dengelerine de değindi.

Özdil’e göre, Türkiye’de son yıllarda yaşanan önemli siyasi kırılmaların anlaşılabilmesi için Donald Trump’ın ABD’de yeniden öne çıktığı döneme bakmak gerekiyor. Bu süreçten sonra hem Türkiye iç siyasetinde hem de uluslararası ilişkilerde belirgin değişimler yaşandığını savunan Özdil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında kurulan yakın ilişkiye dikkat çekti. Bu ilişkiyi karşılıklı uyum ve işbirliği üzerinden değerlendiren Özdil, Erdoğan’ın bu sayede Washington ile Moskova arasında daha esnek bir denge kurabildiğini öne sürdü. Ona göre Türkiye’nin stratejik yöneliminde de bu dönemde gözle görülür bir değişim meydana geldi.

Erdoğan’ın iktidarının ilk yıllarından itibaren ABD’nin çıkarlarıyla uyumlu bir çizgide hareket ettiğini savunan Özdil, bu temasların Türkiye’ye uluslararası alanda daha bağımsız bir manevra alanı açtığını ileri sürdü.

Özdil, AKP’nin 23 yıllık iktidarı boyunca bugün karşı karşıya kaldığı kadar sert ve geniş tabanlı bir muhalefet ortamıyla daha önce çok az yüzleştiğini belirtti. Erdoğan’ın özellikle muhalif çevrelere yönelik sert tavrını değerlendiren Özdil, son dönemde iş dünyası, sanat çevreleri, akademi ve CHP ile ilişkilerin daha gergin bir hale geldiğini ifade etti. Bu sertleşmenin bir yandan iktidarın elini güçlendirirken, diğer yandan muhalefetin hareket alanını daralttığını savundu.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ekonomik dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuracağını dile getiren Özdil, İmamoğlu’nun yükselen siyasi etkisinin ve toplumsal desteğinin erken seçim ihtimalini güçlendirdiğini söyledi. Ancak bu tutuklamayla birlikte erken seçim olasılığının geri plana itildiğini öne süren Özdil, bunun da ekonomi yönetiminde Mehmet Şimşek’e daha geniş bir hareket alanı sağladığını ifade etti. Ona göre İmamoğlu’nun devre dışı kalması, siyasi belirsizliği azaltarak Türkiye’ye yönelik sıcak para akışını destekleyen bir unsur haline geldi.

Özdil ayrıca, İmamoğlu’nun geniş halk desteğine sahip olmasının ekonomik istikrar açısından doğrudan olumsuz bir etki yaratmadığını, tam tersine tutuklanma sürecinin kısa vadede ekonomik dengeleri daha kontrollü bir zemine taşıdığını iddia etti. Bu gelişmelerin, ekonomik daralmayı derinleştirse bile bazı göstergelerde, özellikle enflasyon tarafında farklı etkiler doğurabileceğini savundu.

Yılmaz Özdil’e göre son dönemde yaşananlar yalnızca Türkiye iç siyasetini değil, aynı zamanda ülkenin dış dünyayla ilişkilerini de doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin Batı ile Rusya arasında kurmaya çalıştığı denge politikasının artık daha hassas bir aşamaya geldiğini belirten Özdil, Erdoğan’ın hem Washington hem de Moskova ile ilişkilerini yönetebilmesinin Türkiye’ye dışarıda daha güçlü bir görüntü kazandırdığını ifade etti. Ancak iç siyasette yükselen gerilimlerin ekonomik ve toplumsal istikrar açısından ciddi riskler barındırdığını da vurguladı.

Özdil, Türkiye’nin geleceği açısından iki temel başlığın öne çıktığını söyledi: ekonomik istikrarın korunması ve iç siyasi barışın yeniden sağlanması. Bu çerçevede Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını, AKP iktidarının bundan sonraki stratejisini belirleyecek kritik eşiklerden biri olarak değerlendirdi.

Sonuç olarak Özdil, Türkiye’nin hem iç siyasette artan baskılar hem de dış politikadaki hassas denge arayışı nedeniyle son derece kritik bir döneme girdiğini savundu. Önümüzdeki sürecin, hem Türkiye toplumu hem de uluslararası aktörler açısından yeni fırsatlar kadar yeni riskleri de beraberinde getireceğini ifade etti.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA