14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Fıkra 1: “Mesleğim Değil ki!”
Evin hanımı, mutfaktan gelen su sesinden rahatsız olup eşine seslenmiş:
– “Bey, musluk su sızdırıyor, bir el atıp tamir eder misin?”
Adam istifini bozmadan:
– “Benden ne bekliyorsun hanım, ben tesisatçı mıyım?” demiş.
Birkaç gün sonra kadın salondaki arızayı fark etmiş:
– “Canım, priz bozulmuş, bir kontrol eder misin?”
Adam yine terslemiş:
– “Saçmalama, ben elektrikçi miyim?”
Ertesi gün kadın bu kez sarkan kapıyı göstermiş:
– “Şu kapı artık kapanmıyor, şunu bir düzeltsen?”
Adam yine aynı nakaratı tekrarlamış:
– “Yahu benden ne istiyorsun, ben marangoz muyum?”
Bir akşam adam eve geldiğinde bir de ne görsün; musluk tıkır tıkır çalışıyor, priz tamir edilmiş, kapı ise sapasağlam! Merakla eşine sormuş:
– “Kim yaptı tüm bunları?”
– “Karşı komşumuz Mithat Bey sağ olsun, hallediverdi.”
Adam hemen huylanmış:
– “O adam bedavaya günahını bile vermez, ne istedi karşılığında?”
Kadın gayet sakin cevap vermiş:
– “Ya bana dev bir pasta yaparsın ya da benimle birlikte olursun dedi.”
Adam ter içinde, korkuyla sormuş:
– “Eee, tabii sen de hemen pastayı yaptın değil mi?”
Kadın, kocasının o meşhur bakışıyla cevabı yapıştırmış:
– “Aman bey, ben pastacı mıyım?”
Fıkra 2: Tavaya Yapışan Mısır
Akıl hastanesinin koğuşunda garip bir manzara varmış: Tüm hastalar kendilerini mısır tanesi sanıyor, durmadan havaya zıplıyorlarmış. Doktorlar bir köşede kıpırdamadan, heykel gibi duran bir hastayı fark edince “Galiba bu iyileşti” diye sevinerek yanına gitmişler.
Doktor sormuş:
– “Evladım, arkadaşların mısır tanesi gibi patlıyor, sen neden zıplamıyorsun? Yoksa mısır değil misin?”
Hasta, gözlerini bile kırpmadan cevap vermiş:
– “Ben tavaya yapıştım doktor bey, kıpırdayamıyorum!”
Fıkra 3: Matematik Dehası
Hastanede durumları iyiye giden üç hastayı son bir sınavdan geçirmeye karar vermişler. Doktor, birinci hastaya sormuş:
– “Söyle bakalım, iki artı iki kaç eder?”
Hasta kendinden emin:
– “Pazartesi!” demiş.
Doktor iç çekip ikinciye dönmüş:
– “Peki ya sana göre iki artı iki kaç eder?”
İkinci hasta:
– “Dokuz!” diye bağırmış.
Sıra üçüncüye gelince, hasta gayet sakin:
– “Dört eder efendim,” demiş.
Doktorlar büyük bir sevinçle “Tamam, bu tamamen düzelmiş!” diyerek taburcu işlemlerini başlatmışlar. Çıkmadan önce doktor dayanamayıp sormuş:
– “Tebrikler evladım, peki bu doğru sonuca nasıl ulaştığını bize anlatır mısın?”
Hasta, büyük bir dahi edasıyla açıklamış:
– “Çok basit doktor bey; Pazartesi ile dokuzu topladım, dördü buldum!”