SON DAKİKA

Replikler
02 Ocak 2025 - 19:32 'de eklendi ve 1.720 kez görüntülendi.

Beni seviyormuş öyle diyordu

O an kalbim deli gibi çarpmaya başladı, elim titredi ama mesajıgörmeden duramazdım. Telefonu açtım, mesajı okudum… “Canım, bu gece çok güzeldi, seni şimdiden özledim.” Başımı döndüren bir şok dalgası sardı bedenimi, gözlerim doldu ama gözyaşlarım akmıyordu, sanki donmuş gibiydim. İçimde hem öfke hem de korku vardı. O mesajın anlamını kabul etmek istemedim, belki bir yanlış anlaşılma, belki bir oyun, ama içimde bir ses bunun gerçek olduğunu fısıldıyordu. Bir an durdum, ne yapmalıyım diye düşündüm. Uyandırıp hesap sormalı mıydım, yoksa sessizce sabahı mı beklemeliydim? Kafamda binbir düşünce dolaşırken, gözüm telefona takıldı. Mesaj kimden gelmişti? Adını bilmiyordum, sadece kalp emojisiyle kaydedilmiş bir isimdi. O an mideme bir yumruk yemiş gibi hissettim. Bu, düşündüğümden de kötüydü. Telefonu yerine koydum ve yatağa gittim. Yanında yatmak bile dayanılmazdı artık. Gözyaşlarım yavaş yavaş akmaya başladı, sessizce ağladım, nefesim düğümlendi, ama sesimi çıkarmadım. O ise derin bir uykudaydı, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Kafam karmakarışıktı; kalbim kırılmış, güvenim yerle bir olmuştu. Sabah ne yapacağımı bilmiyordum. Bütün hayatım gözümün önünden geçiyordu. Çocuklarımın yüzlerini düşündüm, onları bu duruma nasıl sokacaktım? Ya annem, kardeşim? Hepsini aklımdan geçirirken, içimde yükselen bir güç hissettim. Bir şey yapmalıydım. Ama ne?Sabah olur olmaz eşim kalktı, hiçbir şey olmamış gibi telefonunu aldı ve banyoya gitti. Ben de derin bir nefes aldım ve kararımı verdim.

Gölgedeki Yalnızlık

Bir zamanlar, iki yabancı aynı çatı altında bir araya gelmişti. Zeynep ve Kemal, evlenmeden önce birbirlerine aşık olmuşlardı. Ancak zamanla, aşkla başlayan ilişki yerini sessizliğe ve yalnızlığa bırakmıştı.

İlk yıllarda her şey güzel gitmişti. Kahkahalarla geçen akşamlar, sabahları birbirlerine fısıldanan “iyi uykular” ve yavaşça evlerine yerleşen mutlu hatıralar… Fakat, zamanla bu mutlu anlar silinmeye başladı. Zeynep, Kemal’in yanında bile kendini yalnız hissediyordu. Onunla konuşmak, günün nasıl geçtiğinden bahsetmek bile artık bir yük gibi geliyordu. Kemal ise Zeynep’in gözlerindeki o eski ışıltıyı kaybetmişti. Aralarındaki mesafe büyüdükçe büyüyor, her bir kelime ve bakış bir duvar gibi onları ayırıyordu.

Kemal, işlerinden yorulmuş, sadece iş ve ev arasında sıkışmış bir adam haline gelmişti. Zeynep, ona duygusal olarak ulaşamıyordu. Konuştuklarında, genellikle birinin susması gerektiği anlar vardı. Bir gün, Zeynep, Kemal’in oturup televizyon izlerken kendi düşüncelerine gömüldüğünü fark etti. Kimse, kimseye gerçekten dikkat etmiyordu.

Bir akşam, Zeynep mutfakta akşam yemeğini hazırlarken, Kemal odasında bilgisayarına dalmıştı. Zeynep, yemeklerin soğumasını izlerken, sessizliğin içindeki yankıları dinledi. Kemal ona dönüp şöyle dedi: “Yemek güzel olmuş, ama canım bir tatlı istiyor.” Zeynep, yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi, ama bu gülümseme gerçek değildi. Yalnızca bir maskeydi.

Her geçen gün, birbirlerine daha da yabancılaşmışlardı. Konuştuklarında bile, kelimeleri bir köprü gibi kullanmak yerine, bir duvar örüyorlardı. Her gün aynı rutini tekrar ediyorlar, her akşam birbirlerinden farklı yataklarda uyuyorlardı. Geceleri, Zeynep’in uykusu boyunca Kemal’in nefesini duymak bile ona bir anlam ifade etmiyordu.

Bir gün, Zeynep sabah uyanınca, Kemal’e bakarken bir düşünce belirdi kafasında: “Biz birbirimizi kaybettik.” Evet, birbirlerini sevmişlerdi, ama şimdi ne kadar da yabancıydılar. Evleri, artık sadece iki kişinin yaşadığı bir kutuya dönüşmüştü. Birbirlerinin gözlerine bakarak “iyi günler” dedikleri ama aslında hiç bir şey hissetmedikleri, birbirine tanıdık bir yabancı gibi.

Zeynep, Kemal’e son bir kez bakarak, “Bizi birbirimizden ayıran duvarı yıkacak bir şey kalmadı” diye düşündü. Ama o duvarı yıkmak, her ikisi için de artık çok zor ve çok geçti.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA