14:58 - Bel Ağrısı Nasıl Geçer
14:44 - Moto Kurye Nasıl Olunur
14:39 - Et Yiyen Bakteri Vibrio Bakterisi
14:45 - Fatih Altaylı Kimdir
14:37 - Chobani Markası
14:23 - Kerem Aktürkoğlu Kimdir
14:58 - Kenelerden Nasıl Korunurum
14:35 - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi KKKA
14:25 - Sıcak Havadan Korunma
20:05 - Mauro Icardi kimdir
Gecenin Sırrı: Kanlı Bir Düğünün Sessiz Kaçışı
Şatafatlı tören sona ermişti ama evin duvarları hâlâ o ağır atmosferi soluyordu. Kristal avizelerin ışıltısı sönmüş; geriye sadece bayat bir parfüm kokusu ve mermer koridorlarda asılı kalan fısıltılar kalmıştı. Elif, üst kattaki odasında aynadaki yabancıyla bakışıyordu. Ayağını vuran ayakkabılardan ve üzerindeki o ağır “evet” yükünden kurtulmuştu. Ancak kalbindeki o tarif edilemez ağırlık geçmek bilmiyordu.
Eşi, “Misafirleri geçirip geliyorum,” diyerek aşağı inmişti ama geçen zaman sessizliği daha da koyulaştırmıştı. Tam kapıya uzandığı sırada metalik bir “klik” sesi odayı doldurdu. Kapı kilitlenmişti.
Pazarlık Değil, Bir Kurtuluş Bileti
İçeri giren kişi kocası değil, kayınpederiydi. Adamın yüzündeki ifade, az önceki düğün neşesinden eser taşımıyordu. Soğukkanlılıkla perdeleri kapattı, ardından masanın üzerine balya balya nakit para yığdı.
— “Sekiz yüz bin… Hepsi senin,” dedi buz gibi bir sesle. — “Hemen üzerini değiştir ve arka kapıdan kaybol. Sadece beş dakikan var.”
Dışarıdan yaklaşan motosikletlerin gürültüsü odaya kadar sızmaya başladığında, adamın sesindeki o sarsılmaz otorite yerini titrek bir korkuya bıraktı. Elif’in “Neler oluyor?” sorusuna verdiği yanıt, gecenin en karanlık itirafıydı: “Burada kalırsan gün ağarmadan seni öldürecekler.”
Karanlığa Atılan İlk Adım
Elif, sorulacak çok soru olmasına rağmen hayatta kalma içgüdüsüyle parayı aldı ve hızla üzerini değiştirdi. Kayınpederi onu gizli bir çıkışa yönlendirirken son bir uyarıda bulundu: “Saklan ve sakın arkana bakma. Seni arayacaklar… Ama kaç, çünkü bu evdeki tek günahsız kişi sensin.”
Bahçenin ıslak çimenlerinde, çıplak ayaklarıyla çamurun içine batarak koşmaya başladı. Arkasından yükselen “Kaçıyor!” ve “Tüm çıkışları kapatın!” bağırışları, gecenin sessizliğini bıçak gibi kesti. Dallar yüzünü parçalarken, beyaz elbisesi çalılıklarda bir kefen parçası gibi yırtılıyordu.
Sabahın İlk Işıklarıyla Gelen Haber
Saatlerce süren dehşet dolu bir kaçışın ardından, yırtık pırtık kıyafetleriyle bir benzin istasyonuna sığındı. Gücü tükenmiş halde sadece “Polis…” diyebildi. Güneş doğarken, manşetlere o dehşet haber düştü:
devamı sonraki sayfada…