Üç On Yılın Ardından Başkalaşan Kaderler

Mezuniyet gecemde, tekerlekli sandalyede olduğum için insanların ya acıyarak baktığı ya da görmezden gelerek köşemde unuttuğu o anlarda, bir genç salonu boydan boya geçip yanıma gelerek her şeyi değiştirdi. O gece bana verdiği cesaret, otuz yıl boyunca zihnimde taşıyacağım en kıymetli hazineye dönüştü. Mert’le yollarımızın tekrar kesişeceğini asla tahmin edemezdim.

On yedi yaşımdayken, alkollü bir şoförün neden olduğu kaza tüm geleceğimi sarstı. Balodan sadece altı ay önce; arkadaşlarıyla elbise provası yapan, sıradan kaygıları olan biriyken, kendimi hastane odasında doktorların tıbbi terimleri arasında buldum. Kırılan bacaklarım ve hasar alan omurgamla, hayat artık “belki”ler üzerine kuruluydu. Mezuniyet günü geldiğinde gitmek istemedim; artık notları değil, üzerimdeki o ağır bakışları dert ediyordum. Ancak annem, “Varlığını hissettirmek için dans etmene gerek yok,” diyerek beni cesaretlendirdi ve o gece spor salonunun kapısından içeri girdim.

İnsanların nezaketen yanıma uğrayıp hemen ardından pistteki “normal” hayatlarına dönüşünü izlerken Mert yanıma geldi. Yanlış kişiye baktığını sanmıştım ama o, “Selam, kesinlikle sensin,” diyerek önümde durdu. Beni bir sorun gibi değil, bir insan gibi görerek dansa kaldırdı. “İnsanlar bakıyor,” dediğimde, “Zaten bakıyorlardı, en azından şimdi bir sebebi var,” diyerek beni sandalyemle birlikte pistin ortasına sürdü. O geceki gülümsemesi, hayatın bana attığı tokada verilen en güzel cevaptı.

Yıllar sonra yollarımız tamamen farklı bir şekilde birleşti. Ben, engellere olan öfkesini tasarıma dönüştürmüş başarılı bir mimar olmuştum. Bir gün bir kafede üzerime kahve döktüğümde, aksayarak yanıma gelen ve dökülenleri temizleyen o adamın Mert olduğunu fark ettim. Geçen otuz yıl onu yormuştu; ailesine bakmak için hayallerinden vazgeçmiş, ağır işlerde çalışırken kendi sağlığını ihmal etmişti. Kaderin cilvesiyle, benim engelsiz yaşam projelerimden birinde onun gerçek tecrübelerine ihtiyaç duydum.

Onu ikna etmek kolay olmadı; gururu, yardım almayı bir zayıflık gibi görmesine neden oluyordu. Ancak profesyonel bir danışman olarak ekibime katıldığında, kağıt üzerindeki teknik çizimlerin “misafirperverlik” anlamına gelmediğini herkese kanıtladı. Tedavi sürecinde ona destek olduğumda, “İnsanların benim için bir şeyler yapmasına nasıl izin verilir bilmiyorum,” dediğinde, ona “Ben de bilmiyordum,” diyerek karşılık verdim.

Bugün, hayatın sillesini yemiş ama pes etmemiş iki yetişkin olarak yan yanayız. Mert artık merkezimizde eğitim programlarını yönetiyor ve projelere ruh katıyor. Geçenlerde bir açılışta yanıma gelip elini uzatarak, “Dans etmek ister misin?” diye sordu. Elini sımsıkı tuttum. Çünkü biz, hayatın tüm engellerine rağmen nasıl ritim tutulacağını otuz yıl önce o pistte zaten öğrenmiştik.

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

12 Mayıs 2026 - 11:34 'de eklendi ve 1 kez görüntülendi.