Şub 02

Det sjunde inseglet / The Seventh Seal / Yedinci Mühür

Aşk soğuk algınlığı gibi bir salgındır. Mükemmel olmayan bu dünya da en az mükemmel olan şey aşktır. Aşk mükemmelikten uzak en mükemmel uzaklıktadır. (Jöns)

– Tanrının kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum. Karanlıkta ona sesleniyorum ama sanki hiç kimse yok.
+ Belki de kimse yoktur.
– O halde yaşam korkunç bir şey.  Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz.
+ Çoğu insan ne ölümü ne de yaşamın hiçliğini düşünür.
– Ama bir gün hayatın sonlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek.
+ O gün…
– Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra o imgeye tanrı adını veririz.

– Sen kimsin?
+ Ben Ölüm’üm.
– Benim için mi geldin?
+ Çok uzun süredir senin tarafındaydım.
– Biliyorum.
+ Hazır mısın?
– Bedenim korkuyor,ama ben korkmuyorum. Bekle biraz.
+ Herkes aynı şeyi söyler.Ama ben asla durmam.

Bu benim elim. Hareket ettirebiliyorum. Kanım damarlarımda akıyor. Güneş tepemizde parlıyor. Ve ben, Antonius Block… Ölüm’le satranç oynuyorum!

Tanrı’yı hissiyatımızla tasavvur etmek o kadar mı zor? Neden boş vaatlerin ve görünmez mucizelerin arkasında saklanmak zorunda? Daha kendimize bile inanmıyorken inananlara nasıl inanacağız? Bizlere, inanmak isteyip de inanamayanlara ne olacak? Ya da inanması imkansız olan ve asla da inanmayacak olanlara ne olacak? İçimden Tanrı’yı neden silip atamıyorum? Neden içimde acılar vererek ve beni aşağılayarak yaşamaya devam ediyor? Kalbimden onu söküp atmak istiyorum ama gene de kalıyor ve benimle dalga geçiyor ve ondan kurtulamıyorum. (Antonius Block)

Nereye dönersek dönelim arkamız hep arkamızda kalır. (Jöns)

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.